www.TRART.org'a Hoşgeldin

Merhaba. Burası bir çok özelliğe sahip gelişmiş bir site/forum sistemi ile kurulmuş bir sanat sitesi. Faydalanabileceğin bolca döküman ve iletişime girebileceğin bir çok kullanıcı var. Kurgusal çizim sanatları ile veya kurgusal hikayeler ile ilgiliysen ya da bununla ilgilenen kişilerin kaleminden çıkan çalışmalara göz atmak istiyorsan daha fazla bekleme!

Duyuruyu Kapat
Aziz Can Binen'in kaleminden "re:Nemesis mangası TRART Online Oku da yayınlandı! Okumak için TIKLAYIN
Duyuruyu Kapat
"MCW"(Manga-Comics-Webtoon) Çizim ekipleri neredeyse tamam! Başvuru için son hafta! Projeye göz atmak ve başvuruda bulunmak için TIKLAYIN
×

TRART Yazım Etkinlikleri Grubu

Yazım etkinliklerinin yapılacağı grup

Bu Sayfayı Paylaş

  1. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    [​IMG]


    Arkadaşlar bu grup tüm TRART üyelerine açık bir gruptur. Bu grupta sürekli yazım etkinlikleri olacak. Bu etkinliklerde biz (site yöneticisi ve etkinlikler için yetkilendirilen üyeler) bir resim seçeceğiz, bu resim fantastik bir resim, bir manzara resmi, bir aksiyon sahnesi, bir bilim kurgu sahnesi veya bu tür farklı bir resim olabilir. Katılımcı arkadaşlarımızdan bu resimle ilgili kısa bir hikaye yazmalarını isteyeceğiz. Her katılımcı o resmin aklında canlandırdığı şeyleri kağıda dökecek. Belli bir kelime sınırlaması olacak. Yaklaşık bir sayfayı geçmeyecek şekilde olacak yazılar ve bunun yanı sıra her etkinlikde bir veya iki kelime verilecek ve katılımcıların bu kelimeleri çalışmalarında kullanmaları istenecek. Kelimeleri hikayeye göreuymlu olarak kullanmak burada önemli bir nokta. Resime göre hayal gücünün ve kurgu kabiliyetinin getirdikleriyle, kısa ama etkileyici çalışmalarını kağıda döken ve verilen kelimeleride ustalıkla kullanan arkadaşlar diğer katılımcılardan sıyrılıp o yazım etkinliğinin kazananı olacaklar.

    Yetkili: @DarkHall
    Etkinliklerden sorumlu yetkililer: @kagura @animecimarslı
    (Bu arkadaşlar yazım etkinliklerinde gerekli açıklamaları yapacak, katılımcılara yardımcı olacak, akılda kalan soruları yanıtlayacak, konu(resim) seçimi ve çalışmaların değerlendirilmesinde yardımcı olacaklar)

    Grubu Linkleri görebilmek için Giriş yapmalı veya TRART'a Üye olmalısınız. bölümünde bulup üye olabilirsiniz.


    -TRART Yazım Etkinlikleri Kuralları-
    1. Yazım etkinliklerinin süresi 7 gündür. Katılımcılar yedi gün içinde çalışmalarını hazırlarlar ve "TRART Yazım Etkinlikleri" konusunun altına ileti olarak SPOİLER içinde göndermelidirler.
    2. Yazım etkinliklerine katılmak için TRART Yazım Etkinlikleri grubuna üye olmanız gerekmektedir.
    3. Hikayeyi hangi anlatım biçimiyle yazacakları katılımcıya kalmıştır. Dolaylı ya da doğrudan anlatımla, karakterin ağzından ya da tanrısal bakış açısıyla, düz yazı şeklinde ya da diyaloglar halinde.
    4. Her etkinlikte yetkililer iki kelime seçerler ve duyururlar, katılımcılar bu kelimeleri çalışmalarında kullanmak(yazmak-kurguya dahil etmek) zorundadırlar ve bu kelimeleri araç çubuğundaki kalınlaştırma butonuyla kalınlaştırıp belirgin hale getirmelidirler.
    5. Tüm çalışmalar en fazla 500 kelime olabilirler, en fazla 3400 karakter içerebilirler. Bunu ölçmek için bu programı Linkleri görebilmek için Giriş yapmalı veya TRART'a Üye olmalısınız. ya da Microsoft Office Word'u kullanabilirsiniz.
    6. İmla kurallarına uymak ve Türkçe kelimeler kullanmaya özen göstermek kesinlikle çok önemlidir. İmla kurallarına uymayan, noktalama işaretleri kullanılmayan, baştan savma çalışmalar kabul edilmeyecektir.
    7. Etkinliğe, mevcut bir çalışmayla katılmak yasaktır, daha önce yazılmamış, özgün kendinize ait bir çalışmayla katılabilirsiniz.
    8. Etkinlik sona ermeden etkinliğe katıldığınız çalışmayı sitede herhangi bir yerde paylaşmanız yasaktır.
    9. Etkinlik sayacı otomatik olarak grup sistemi tarafından ayarlanır ve süresi tam olarak bir haftadır. Bu süre dışında getirilen çalışmalar kabul edilmeyecektir. Etkinlik tarihleri aynı zamanda ana konudada her etkinlikte belirtilecektir.
    10. Katılan tüm üyelere 5 Ödül Puanı verilir, etkinlik sonucu çalışmalar jüri tarafından değerlendirilir, seçilen çalışmanın sahibine ekstra 10 Ödül Puanı daha verilir.
    İlave Bilgilendirmeler
    Bir Yazım Etkinliğinde katılım az olursa o etkinlik süresi bir hafta uzatılır.
    Etkinlik için resim seçimi ve çalışmaların değerlendirilmesi şimdi yetkililer tarafından yapılmaktadır ama ileride çizim etkinlikleri konu seçimi gibi oylamayada sunulabilir.

    1. TRART Yazım Etkinliği

    KELİMELER:
    Sandal & Kuyu

    Etkinlik Resmi
    [​IMG]

    Lütfen çalışmanızı hazırlamadan önce kuralları baştan sona düzgünce okuyun arkadaşlar, kurallara aykırı olan çalışmalar kabul edilmeyecektir.

    Etkinlik süresi 7 gündür. Etkinlik 12.09.2015 tarihinde 14:30 da başlayacak 19.09.2015 tarihinde sona erecektir.

    Çalışmalarınızı bu konunun altına ileti olarak spoiler halinde atmalısınız ve verilen kelimeleri kalınlaştırmayı unutmamalısınız.

    1. TRART YAZIM ETKİNLİĞİ ÇALIŞMALARI

    @ELS Leondarn
    Hayat o kadar acımasız ki.Fırtınanın ortasında ki bir sandal yada kuyunun dibine batmış birer çakıl taşı gibiyiz bu hayatta.Böyle düşünüyordum eskiden,onunla tanışana kadar.Bir hayatın bu kadar kolay değişebileceği aklımın ucundan dahi geçmezdi.Sanki bir filmin içindeymişim gibi hissetmeye başlayalı ne kadar zaman geçti hiç hatırlamıyorum.Ama hatırlayabildiğim tek şey var ki;Onun gözlerine baktığımda battığım derinlik.Kendimi bulamayacağımı düşündüğüm kadar derin bir kaybolmuşluk hissi yaratıyor bende.
    Ben kim miyim?
    Ben sadece alelade bir balıkçıyım.Denize açılarak geçimimi sağlamaya çalışıyordum hep.Bu yüzdendi belkide hayata bıkmış şekilde bakmam,daha da uzakları görebilmek istemenin ama yapamamanın verdiği acıyı yine kendimden çıkarmak olsa gerek bu.
    Dönüm noktasına geldiğimi fark edemeden virajı almış bulundum sanırım.Eskiden büyüklerimden duyduğum bir efsanede küçük bir ada ve bu adada bir dilek kuyusu olduğunu duymuşluğum var.Böyle hurafelere inanmam normalde.Gelmekte olan fırtınadan korunmak için o küçük adaya gittim.Fakat merakıma yenik düşüp bir bakmış bulunduğum bu küçük adada söz gelimi o kuyuya denk geldim.Sandalı kayalıklara bağlayıp adaya ilk adımımı attım.Hazır bulmuşum bir de dilek tutayım dememle olayların gelişmesi bir oldu.Dengemi kaybederek kuyuya düşmüştüm.Gözlerimi açtığımda zindan gibi bir yerdeydim.Sesim çıktığı kadar bağırmaya ve bir açıklama beklemeye başladım.Biraz sonra gelen gardiyanlar ,Elswire Aqua Kraliyet bölgesine izinsiz giriş yaptığınız için tutuklandınız şeklinde bir açıklama yaptı. Elswire Aqua ?Kraliyet?Bu zamanda kraliyet mi kalmış.Elswire Aqua diye bir ülke mi vardı?Kafamda dolaşan sorular bunlardı.Yarın yargılanacağım konusunda konuşmalar duymuştum.Ben hala ne için yargılanacağım hakkında tartışıyordum kendimle.Yarın oldu ve karşısına çıkarıldım onun.Hani o sözlerime başladığımda ki bahsettiğim o.Prenses Elys.Benim üstümde bir göz gezdirdi.Ve şu şekilde devam etti ''Casusa benzemiyorsunuz,Suikastçı olamazsınız üstünüzde silah yokmuş bulunduğunuzda.Öyleyse siz neyin nesisiniz kimsiniz?''Dilim tutulup kalmıştı adeta.Hiçbir şekilde konuşamıyordum.Bu güzellik karşısında büyülenmiştim.Bir yanlışlık sonucu buraya gelmiş bulundum diyerek söze başladım.''Nasıl yani?''cevabını aldım anında.Tabi ki de bu kadar kolay olmayacaktı.Geldiğim yeri göstermenin daha kolay olacağını düşündüm.Beni bulduğunuz yere gidebilir miyiz?Elbette cevabını verdikten sonra yola koyulduk.Bulunduğum yere geldiğimde görünürde ne kuyu nede başka bir şey yoktu.En önemlisi sandalım da yoktu ortada.Dönmek istesem nasıl geri döneceğimi düşünüyordum.Prenses o malum soruyu sordu.''Peki burada bulmayı umduğunuz şey nedir? ''Tabi ki bir kuyu arıyordum bir kuyuya düşerek buraya geldiğimi düşünüyorum.Küçük sade bir gülümsemeyle bakıp seslendi. ''Gardiyanlar!Yakalayın!Kuyudan geldim de ne demek oluyor.Yalan söyleyecekseniz daha düzgün bir yalan bulun!''.Ve sonum yine zindan oldu.
    Günler günleri kovalarken benim değişik ama bir o kadar da eğlenceli olan Esir günlerim başladı.Zindandan çıkarılıp farklı farklı işlerle görevlendirilmeye başladıktan sonra onu daha fazla görmeye başladığımı söylemeliyim.Şimdilik o burada olduğu için buradayım.O olmasaydı burada bir dakika durmazdım buna eminim.Sıkıcı ve bir o kadar bunaltıcı olan hayatım bir anda değişmişti.Bu kadar kolay karar verip değişebileceğimi hiç düşünmezdim fakat hayat işte.

    @maihoshi_
    Bir deniz biologu olan babam bir gün heyecanla yanıma koştuğunda arkadaşıyla yeni keşfedilen bir adayı ziyaret edeceğimizi söyledi.

    Uzun süren yolculuğumuz sonrası adaya yakın bir kasabaya yerleştik. Ertesi sabah heyecan içinde vapurla adaya gittik. Babam ve arkadaşı adanın kumsalında saatler süren keşif sonrası dinlenmek üzere ara verdi. Ben yorulmadan keşfe devam ediyordum. Kumsalın dışında başlayan kayalıklarda suda parlayan bir şey dikkatimi çekti. Daha fazla yaklaştığımda üzerinde parıldayan altın rengi puantiyeler olan mavi bir balığın yüzdüğünü gördüm. Balığa usulca yaklaştıktan sonra yanımda getirdiğim kavanozu arka taraftan suya daldırdım. Sanki bekliyormuşçasına hiç zorluk çıkarmadan kavanozun içine doğru yüzdü.

    “Selam sevimli şey… Sana mavi diyeceğim” isminden hoşlanmışçasına yüzüme baktı. Heyecanla koşarak balığı babama gösterdim. Hayretler içinde balığa bakarken arkadaşı ile türünü tartışmaya başladılar. Kasabada bir süre daha kalmak üzere aynı vapurla geri döndük. Otele vardığımızda altın puantiyeler artık parlamıyordu ve kavanozun dibine çökmüş hareketsiz duruyordu. Oksijensiz kaldığını düşünerek onu babamın dev fanuslarından birinin içine koymama rağmen dibe çökerek hareketsiz halini sürdürdü. Babam ortamından koparıldığı için adaptasyon süreci geçirdiğini söylemişse de bu beni tatmin etmemişti. Gece boyu onu izleyip normale dönmesini diledim.

    Saatler geçmişti. Göz kapaklarım ağırlaşıyordu. “Neyin var mavi keşke bilseydim” dediğim anda başını kaldırdı ve tam olarak gözlerimin içine odaklandı. O anda bedeninden bir şeyler çıkmaya çalıştığını fark ettim. Mavinin artık altın rengi bacakları vardı. Bir anda akvaryumun camına zıpladı. Kendimi korkuyla geriye çektim. Camdan tırmanarak dışarıya çıktı, yere atladı ve koşmaya başladı. Yaşadığım şoka rağmen arkasından koşmaya başladım. Ne yapmaya çalıştığını okyanusa doğru yöneldiğinde anladım. Evine dönüyordu. Kumsaldaki bir ağı üstüne atarak onu yakaladım.

    “Korkma seni evine götürebilirim.” babam bunu yaptığımı öğrenseydi aklını kaçırırdı. Kumsalda bulduğum bir sandala binerek adaya yöneldim. Mavi artık hareketsizdi.

    Kumsala yaklaştığımızda sandalın ucuna geçerek sağ tarafa doğru vücudunu ittirmeye başladı. “Oraya mı gitmek istiyorsun mavi” tereddüt etmeden dediğini yaptım. Adaya doğru olan bir girintide küçük girişli bir mağaraya vardı. Altın puantiyeleri yine parlamaya başlamıştı. Mavi sayesinde önümü görebiliyordum. Mağaranın içinde uzunca yol aldıktan sonra dar bir geçitten geçtik. Mağaranın içinde bir kumsal daha vardı. Kumsalın ortasında kocaman bir kuyu duruyordu. Merakıma yenik düşerek kumsala yaklaştığımda mavi sandaldan atlayarak kuyuya doğru koşmaya başladı.

    “Bekle!” arkasından koşuyordum. Kuyunun kenarından tırmanarak bana dönüp baktı. O an bana gülümsediğine yemin edebilirdim. Kendisini kuyudan aşağıya doğru bıraktı. Arkasından bağırarak koştuğumda kuyunun dibi altın gibi parlıyordu ve o kadar da derin görünmüyordu. Mavinin arkasından kuyuya atladım. O anda karşımda gördüğüm şey muazzamdı. Tüm görkemiyle karşımda duran şey sanki küçük bir kasabanın üst üste yığılmış haliydi. Mavinin kendi gibi altın bacaklı diğer arkadaşları ile kavuştuğunu gördüm. Anlayamadığım dilde sesler çıkarıyorlardı. Mavi öyle huzurlu ve mutluydu ki… Gözlerimden gelen yaşlara engel olamadım. Hıçkırarak ağlamaya ve mavinin duygularını hissetmeye çalıştım.

    “İlayda… İlayda… ” babam beni buldu mu? Korkuyla arkamı döndüğümde babamın üzgün yüzü ve otel odasıyla karşılaştım.

    “Mavi!!! Kuyu!!! kafam karışmıştı. Ben buraya nasıl gelmiştim. Fanus yerinde değildi.

    “Tatlım üzülme lütfen mavi sadece adaptasyon sağlayamadı” kulaklarımda yankılanan bu cümlelerle gözyaşlarım tekrar boşalmaya başlamıştı.

    “Rüya mıydı?” sesim fısıltıyla ve acıyla karışık çıkıyordu. Mavi’yi evinden ayırmasaydım ölmeyecekti. Hayatım boyunca birine yaptığım en büyük kötülük buydu işte…

    @Canan Ağluç
    İnsanların doyumsuzluğu her şeyin sonunu getiriyordu , kaynaklarımız neredeyse tükemişti. Bunu farkeden gelişmiş ülkelerin başındakiler küçük şeyleri neden göstererek 3. Dünya savaşını başlatmıştı...
    Sonunda çok hayat kaybedilmiş , geride kalmış ülkeler yağmalanmıştı. Beklendiği gibi düzelmesi gereken hayat şartları tam tersine kötüleşti ve azalan insanlık yok olmanın eşiğindeydi.
    Ailesini kaybeden çocuklar köle ve insan tacierine veya daha iyi paraya onları alacak olan örgütlere satılıyordu.
    Ben de o örgüte verilen çocuklardan biriyim . Adımı çoktan unuttum yeni ismim ki o şeye kod deniyor : Karanlık 02 .
    Üzerimde bir çok deney yapılmıştı ; artık boynumun yanında solungaç benzeri bir yapım vardı suyun altında nefes almamı sağlayabilecek . Metabolizmam normal bir insanınkinden 10 kat daha hızlıydı ve benden alınan sağ gözümün yerine geceleri iyi görebilme yeteneği olan yine genetiği değiştirilmiş eskiden bir kaplana ait olan bir göz nakledilmişti. Kendimi bildim bileli bu kapalı cehennemdeydim ve hiç dışarı çıkmamıştım. Gizlice kütüphaneden yürüttüğü bir kitabı bana veren ve ardından iki güne üzerinde uygulanan dozlara dayanamayan biri vardı. Kodunu hatırlamıyorum ama bana kitabı verirken ki gülümsemesini hiç unutmuyorum ,
    " Bir gün bu yerden dışarı çıkacağız ve gerçek Dünya nasıl göreceğiz. Biz de özgür olacağız " demişti...

    Yine bir simülasyonun içerisindeyim , önüme çıkan her canlıyı öldürüyordum olması gerektiği gibi . Vücuduna verilecek o kaç volt olduğunu unuttuğum elektrikse tek bir yanlışımı bekliyordu...
    " Deney 02 acil çıkış emri , simulasyon durduruluyor " diye başlayan bir anons ve siren sesleriyle etrafımdaki herşeyin yıkılışını izlerken uyandım. Gözlerimi açtığımda önünde rahiplerde olan rozetlerden takılı biri bana bakıyordu, " Onu seçiyorum " demişti gözlüklü çenesinde yara izleri olan o kişi. Onlarsa karşı çıkarak ,
    " Ama efendim diğerlerini de bir görün ondan çok daha iyileri var ". Gözlüklü rahip kendinden emin bir şekilde " Hayır. Benim için en uygunu o ! " dedi ve tasmamı çıkardı elini uzatarak " Hadi gel " diyordu .
    Elimi uzatmamla korumalar tarafından elektrik yemem bir oldu , gözlerim yavaşça kapanıyordu...
    Uyandığımda o cehennemde olmadığımı farkettim . Yatağımın karşında kitap okuyan ve benden belki birkaç yaş küçük olan kısa boylu çocuk ,
    " Baba uyanmış !! " diyerek birine seslendi ve yanıma koştu , gülümseyerek başıma elini koydu ve " Hoşgeldin yeni evine , adın ne ? " dedi gülümseyerek elini yavaşça oynatıyordu.

    " Kodum Karanlık 02 ve şu elinle yaptığın şey de ne ? " dediğimde o bana bakıyordu şaşırarak ve bu sefer kahkaha atarak ,
    " Bu elimle yaptığım şeye okşama deniyor senin kafanı okşadım ! Hahaha !! " gülümsemesi nasıl böyle içten olabiliyordu...

    " Demek oğlumla tanışmışsın Karanlık , oğlum Change de seninle yaşıt tabi boyundan belki farketmemiş olabilirsin ve o da benim gibi bir rahip " dediğinde Change bana yaklaşarak. ,
    "Çok yakında ben de babam gibi bir rahip olacağım şu sınavdan bir geçeyim de !! " dedi ve kafasını kaşırken ekledi " Şey.. Bu on ikinci girişim olacak ama bu sefer başaracağım !! "

    " Seni ona yardım etmen için yanımıza aldım Karanlık bana Bay Clive diyebilirsin . Genelde bu sınavlarda rahip adaylarının her birine bazı yer ölçümleri verilir ve oraya gidip bulabilecekleri sağ kalmış kişileri yanlarında getirmeleri söylenir ama maalesef Change yolda yanındaki yardımcısını veya getirmesi gereken kazazedeyi kaybediyor " dedi iç geçirerek.

    "Gideceğimiz yeri kaynağıma girdim baksana ! " dedi elindeki haritayı göstererek. Change " Muhtemelen oraya gidebilmemiz için bir sandala ihtiyacımız olacak sonuçta orası bir yeraltı kuyusu " dedi istemsizce....

    " Orası eskiden bir deniz altı şehriydi... Efsanevi Şehir Liteon " dedi Bay Clive elindeki kitabı gösterirken....

    @O.T
    HAYAL ETMEK GÜZELDİR
    Gri krallığının doğu tarafında Tanrının unuttuğu bir çöplükte tamamen kuruduğu düşünülen bir kuyu vardır. Kuyu girişi bir yetişkinin giremeyeceği kadar küçüktür ama o çöplükte yaşayan bazı insanlar kuyunun dibinde hala su olduğuna inanır. Bu inanç o kadar abartılmış ki 10 yaşındaki küçük bir çocuğu ip aracılığıyla kuyudan sarkıtmaya karar vermişler. Orada hiç küçük bir çocuk yaşamadığından krallığın içinde bulunan bir okuldan küçük Hayriyi kaçırarak kuyudan aşağı sarkıtmışlar.

    Hayri ne olduğunu bile tam anlayamadan kendini kuyunun dibinde bulmuş. Kuyunun dibinde küçük bir sandal ve kırık bir gaz lambası varmış. Hayri sandala binmesi gerektiğini düşünerek sandala binmiş ve kuyunun dibindeki su birikintisini takip etmiş. Az gitmiş uz gitmiş yolun sonunda bir ışık görmüş. Gözleri kamaşmış, açmakta zorlanmış. En nihayetinde gözlerini açtığında karşısında bir ada görmüş. Üzerinde büyük bir kale olan bir ada.

    Hayri kalenin güzelliğine kendini kaptırmışken kuyunun yukarısındaki insanlar aşağıya, kaçırdıkları başka bir çocuğu daha göndermişler. O çocukta aşağıya indiğinde önünde bir sandal ve kırık bir gaz lambası bulmuş. Çocukta Hayri’nin yaptığı gibi sandalı kullanarak yol boyunca ilerlemiş. Kuyunun dışındaki insanlar ikisi dönmedi diye kaçırdıkları başka bir çocuğu daha gönderirler, sonra birtane daha ve bir tane daha. Çocuklara ne olduğunu merak eden insanlardan biri daha fazla dayanamayarak kuyunun girişini kırarak genişletir ve ip yardımıyla aşağıya iner ama aşağıya indiğinde taştan başka bir şey bulamaz.
    Çocuklar gittikleri yerde yetişkinlerden uzak bir ülke kurarlar ve hayallerini gerçekleştirirler. Hayallerin nasıl gerçek olacağını hiçbir zaman anlayamacağız ve bu durum en nefret ettiğimiz durumlardan birine dönüşecek. Yinede hayal etmek güzeldir.

    @Marionette
    KÖY KUYUSU

    Bir zamanlar dağların ortasında büyük bir göl varmış ve bu gölün üstünde bir krallık varmış. Krallığa gelmenin yolu gizli bir vadiymiş, fazla insan giriş çıkış yapmazmış ama kıyıdada krallığın yanındada ulaşım için sandallar bulunurmuş ama buraya köylülerin girmemesi gerekiyormuş. İnsanlar bir tek tüccarlardan ve pazardan birşeyler satın almak için gidermiş. Ama asıl sorun bu değilmiş. Köyün kuyusundaki su bitiyormş ve köylülerin o dağa girme riski gittikçe büyümüş. Köylülerin o dağa girmemesi gerekiyorumuş çünkü o kralllıkdaki insanlar kendi kendilerine bir sürü makine üretiyorlarmış. Krallıktaki insanların ne yapıp ne edip o köylülerin oraya girmemesi için kuyularının suyla dolmasını sağlamaları gerekiyormuş ama bu imkansız gibi bir şeymiş. En sonunda bir kişinin aklına bir fikir gelmiş gecenin yarısı bütün köy uyuyorken bir sürü kişi köylüler için kuyuyu kazması için aşağı makine göndermişler tabi makinen arkasını hem fazla gitmesin hemde geri çekebilelim diye makineyle uzun bi çukur kazıp makineyi alıp ortadan kaybolmuşlar

    @liara
    Dipsiz bir kuyunun içinde düşüyorum, düşüyorum. Ellerimle yosunlara tutunmaya çalıştıkça daha çok düşüyorum, çabaldıkça daha çok düşüyorum. Karanlığa karşı çok güçsüzüm. Çığlıklarla uyandığımda sandal sallandı ve Melissa beni ayağıyla dürttü. "Sakin ol şampiyon" dedi gözünü kaşırken, ardından esnedi. Kan rengi saçlarının kokusunu rüzgar bana itti, su hafif dalgandı, hava fırtınanın habercisi gibiydi. Ufukta hiçbirşey görünmemesine rağmen atlantis gibi saklı bir sığınma noktası olan kuleyi arıyorduk. Biz kaçaktık. Uygarlıktan ve onun kurallarından kaçmış 2 periydik. Karnımınız guruldadı. Bu bizi havadan daha çok endişlendirmişti. "Nelerimiz kaldı?" diye sordum biraz çaresiz bir sesle. Melissa kahverengi torbayı karıştırdı ve "Biraz tuzlu kraker ile meyveler" dedi. "Sonumuz geliyor Aby, açlıktan öleceğiz." Sesi ağlamaklıydı ve onu neşelendirecek hiçbirşeyim yoktu. Sessizce elimizde kalanları yedik ve açık okyanusa yol almaya devam ettik. Işıltılı güneş yavaş yavaş battıkça bizim gücümüz ve umudumuz da onun gibi batıyordu. Melissa bir kedi gibi sandalın diğer ucuna kıvrıldığında bende boynumdaki değerli tılsımı çıkardım. Ya ölecektik ya ölecektik korkmanın sırası değil Aby diye kendimi cesaretlendirdim. Buz mavisi yamuk bir taştı bu. Hiçbirşeyi ve çok şeyi vardı içinde. Derin bir nefes aldım ve annemden bana kalan tek şey olan büyü gücümü kullanarak su tanrıçasına yalvardım. "Yaşamamıza izin ver." Tılsım istikrarla dibe düştü, düştü, düştü aynı rüyamdaki gibiydi. Karanlık birden çöktü, içim titredi ve herşey kayboldu. İçimden "Yolu bulmamıza izin ver!" diye haykırıyordum, ağladığımı o an fark ettim. Meleksi bir ses belirdi. Ama bedeni çirkindi. O kadar çirkindi ki ona bakamıyordum. Bu bir siren olmalıydı. Şarkısına kulaklarımı kapadım, kanlar kulaklarımdan fışkırdı ve ellerime aktı. Ama bunu bir işaret olduğunu biliyordum, çünkü şimdi karanlıktaki o beyaz yolu görebiliyordum. Gerçeklik geri gelirken sağırlığımın bir kısmı geçmişti bile. Şimdi önümüzdeki umuttu. O kaleye gideceğimizin umuduydu. "Teşekkürler Tanrıçam." dedim fısıltıyla.
     
    Canan Ağluç, Ayrem, Eostre ve 5 kişi daha bunu beğendi.
  2. ELS Leondarn

    ELS Leondarn Yeni Üye


    Katılım:
    31 Temmuz 2015
    İleti:
    16
    Alınan Beğeniler:
    40
    Ödül Puanları:
    30
    Cinsiyet:
    Erkek
    Hayat o kadar acımasız ki.Fırtınanın ortasında ki bir sandal yada kuyunun dibine batmış birer çakıl taşı gibiyiz bu hayatta.Böyle düşünüyordum eskiden,onunla tanışana kadar.Bir hayatın bu kadar kolay değişebileceği aklımın ucundan dahi geçmezdi.Sanki bir filmin içindeymişim gibi hissetmeye başlayalı ne kadar zaman geçti hiç hatırlamıyorum.Ama hatırlayabildiğim tek şey var ki;Onun gözlerine baktığımda battığım derinlik.Kendimi bulamayacağımı düşündüğüm kadar derin bir kaybolmuşluk hissi yaratıyor bende.
    Ben kim miyim?
    Ben sadece alelade bir balıkçıyım.Denize açılarak geçimimi sağlamaya çalışıyordum hep.Bu yüzdendi belkide hayata bıkmış şekilde bakmam,daha da uzakları görebilmek istemenin ama yapamamanın verdiği acıyı yine kendimden çıkarmak olsa gerek bu.
    Dönüm noktasına geldiğimi fark edemeden virajı almış bulundum sanırım.Eskiden büyüklerimden duyduğum bir efsanede küçük bir ada ve bu adada bir dilek kuyusu olduğunu duymuşluğum var.Böyle hurafelere inanmam normalde.Gelmekte olan fırtınadan korunmak için o küçük adaya gittim.Fakat merakıma yenik düşüp bir bakmış bulunduğum bu küçük adada söz gelimi o kuyuya denk geldim.Sandalı kayalıklara bağlayıp adaya ilk adımımı attım.Hazır bulmuşum bir de dilek tutayım dememle olayların gelişmesi bir oldu.Dengemi kaybederek kuyuya düşmüştüm.Gözlerimi açtığımda zindan gibi bir yerdeydim.Sesim çıktığı kadar bağırmaya ve bir açıklama beklemeye başladım.Biraz sonra gelen gardiyanlar ,Elswire Aqua Kraliyet bölgesine izinsiz giriş yaptığınız için tutuklandınız şeklinde bir açıklama yaptı. Elswire Aqua ?Kraliyet?Bu zamanda kraliyet mi kalmış.Elswire Aqua diye bir ülke mi vardı?Kafamda dolaşan sorular bunlardı.Yarın yargılanacağım konusunda konuşmalar duymuştum.Ben hala ne için yargılanacağım hakkında tartışıyordum kendimle.Yarın oldu ve karşısına çıkarıldım onun.Hani o sözlerime başladığımda ki bahsettiğim o.Prenses Elys.Benim üstümde bir göz gezdirdi.Ve şu şekilde devam etti ''Casusa benzemiyorsunuz,Suikastçı olamazsınız üstünüzde silah yokmuş bulunduğunuzda.Öyleyse siz neyin nesisiniz kimsiniz?''Dilim tutulup kalmıştı adeta.Hiçbir şekilde konuşamıyordum.Bu güzellik karşısında büyülenmiştim.Bir yanlışlık sonucu buraya gelmiş bulundum diyerek söze başladım.''Nasıl yani?''cevabını aldım anında.Tabi ki de bu kadar kolay olmayacaktı.Geldiğim yeri göstermenin daha kolay olacağını düşündüm.Beni bulduğunuz yere gidebilir miyiz?Elbette cevabını verdikten sonra yola koyulduk.Bulunduğum yere geldiğimde görünürde ne kuyu nede başka bir şey yoktu.En önemlisi sandalım da yoktu ortada.Dönmek istesem nasıl geri döneceğimi düşünüyordum.Prenses o malum soruyu sordu.''Peki burada bulmayı umduğunuz şey nedir? ''Tabi ki bir kuyu arıyordum bir kuyuya düşerek buraya geldiğimi düşünüyorum.Küçük sade bir gülümsemeyle bakıp seslendi. ''Gardiyanlar!Yakalayın!Kuyudan geldim de ne demek oluyor.Yalan söyleyecekseniz daha düzgün bir yalan bulun!''.Ve sonum yine zindan oldu.
    Günler günleri kovalarken benim değişik ama bir o kadar da eğlenceli olan Esir günlerim başladı.Zindandan çıkarılıp farklı farklı işlerle görevlendirilmeye başladıktan sonra onu daha fazla görmeye başladığımı söylemeliyim.Şimdilik o burada olduğu için buradayım.O olmasaydı burada bir dakika durmazdım buna eminim.Sıkıcı ve bir o kadar bunaltıcı olan hayatım bir anda değişmişti.Bu kadar kolay karar verip değişebileceğimi hiç düşünmezdim fakat hayat işte.
     
    animecimarslı ve kagura bunu beğendi.
  3. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    Elinize sağlık ilginç ve etkileyici bir çalışma olmuş, çalışmanız ana konuya eklenmiştir :)
     
  4. ELS Leondarn

    ELS Leondarn Yeni Üye


    Katılım:
    31 Temmuz 2015
    İleti:
    16
    Alınan Beğeniler:
    40
    Ödül Puanları:
    30
    Cinsiyet:
    Erkek
    Teşekkürler :)
     
  5. maihoshi_

    maihoshi_ Yeni Üye


    Katılım:
    3 Ağustos 2015
    İleti:
    73
    Alınan Beğeniler:
    289
    Ödül Puanları:
    545
    Cinsiyet:
    Bayan
    Bir deniz biologu olan babam bir gün heyecanla yanıma koştuğunda arkadaşıyla yeni keşfedilen bir adayı ziyaret edeceğimizi söyledi.

    Uzun süren yolculuğumuz sonrası adaya yakın bir kasabaya yerleştik. Ertesi sabah heyecan içinde vapurla adaya gittik. Babam ve arkadaşı adanın kumsalında saatler süren keşif sonrası dinlenmek üzere ara verdi. Ben yorulmadan keşfe devam ediyordum. Kumsalın dışında başlayan kayalıklarda suda parlayan bir şey dikkatimi çekti. Daha fazla yaklaştığımda üzerinde parıldayan altın rengi puantiyeler olan mavi bir balığın yüzdüğünü gördüm. Balığa usulca yaklaştıktan sonra yanımda getirdiğim kavanozu arka taraftan suya daldırdım. Sanki bekliyormuşçasına hiç zorluk çıkarmadan kavanozun içine doğru yüzdü.

    “Selam sevimli şey… Sana mavi diyeceğim” isminden hoşlanmışçasına yüzüme baktı. Heyecanla koşarak balığı babama gösterdim. Hayretler içinde balığa bakarken arkadaşı ile türünü tartışmaya başladılar. Kasabada bir süre daha kalmak üzere aynı vapurla geri döndük. Otele vardığımızda altın puantiyeler artık parlamıyordu ve kavanozun dibine çökmüş hareketsiz duruyordu. Oksijensiz kaldığını düşünerek onu babamın dev fanuslarından birinin içine koymama rağmen dibe çökerek hareketsiz halini sürdürdü. Babam ortamından koparıldığı için adaptasyon süreci geçirdiğini söylemişse de bu beni tatmin etmemişti. Gece boyu onu izleyip normale dönmesini diledim.

    Saatler geçmişti. Göz kapaklarım ağırlaşıyordu. “Neyin var mavi keşke bilseydim” dediğim anda başını kaldırdı ve tam olarak gözlerimin içine odaklandı. O anda bedeninden bir şeyler çıkmaya çalıştığını fark ettim. Mavinin artık altın rengi bacakları vardı. Bir anda akvaryumun camına zıpladı. Kendimi korkuyla geriye çektim. Camdan tırmanarak dışarıya çıktı, yere atladı ve koşmaya başladı. Yaşadığım şoka rağmen arkasından koşmaya başladım. Ne yapmaya çalıştığını okyanusa doğru yöneldiğinde anladım. Evine dönüyordu. Kumsaldaki bir ağı üstüne atarak onu yakaladım.

    “Korkma seni evine götürebilirim.” babam bunu yaptığımı öğrenseydi aklını kaçırırdı. Kumsalda bulduğum bir sandala binerek adaya yöneldim. Mavi artık hareketsizdi.

    Kumsala yaklaştığımızda sandalın ucuna geçerek sağ tarafa doğru vücudunu ittirmeye başladı. “Oraya mı gitmek istiyorsun mavi” tereddüt etmeden dediğini yaptım. Adaya doğru olan bir girintide küçük girişli bir mağaraya vardı. Altın puantiyeleri yine parlamaya başlamıştı. Mavi sayesinde önümü görebiliyordum. Mağaranın içinde uzunca yol aldıktan sonra dar bir geçitten geçtik. Mağaranın içinde bir kumsal daha vardı. Kumsalın ortasında kocaman bir kuyu duruyordu. Merakıma yenik düşerek kumsala yaklaştığımda mavi sandaldan atlayarak kuyuya doğru koşmaya başladı.

    “Bekle!” arkasından koşuyordum. Kuyunun kenarından tırmanarak bana dönüp baktı. O an bana gülümsediğine yemin edebilirdim. Kendisini kuyudan aşağıya doğru bıraktı. Arkasından bağırarak koştuğumda kuyunun dibi altın gibi parlıyordu ve o kadar da derin görünmüyordu. Mavinin arkasından kuyuya atladım. O anda karşımda gördüğüm şey muazzamdı. Tüm görkemiyle karşımda duran şey sanki küçük bir kasabanın üst üste yığılmış haliydi. Mavinin kendi gibi altın bacaklı diğer arkadaşları ile kavuştuğunu gördüm. Anlayamadığım dilde sesler çıkarıyorlardı. Mavi öyle huzurlu ve mutluydu ki… Gözlerimden gelen yaşlara engel olamadım. Hıçkırarak ağlamaya ve mavinin duygularını hissetmeye çalıştım.

    “İlayda… İlayda… ” babam beni buldu mu? Korkuyla arkamı döndüğümde babamın üzgün yüzü ve otel odasıyla karşılaştım.

    “Mavi!!! Kuyu!!! kafam karışmıştı. Ben buraya nasıl gelmiştim. Fanus yerinde değildi.

    “Tatlım üzülme lütfen mavi sadece adaptasyon sağlayamadı” kulaklarımda yankılanan bu cümlelerle gözyaşlarım tekrar boşalmaya başlamıştı.

    “Rüya mıydı?” sesim fısıltıyla ve acıyla karışık çıkıyordu. Mavi’yi evinden ayırmasaydım ölmeyecekti. Hayatım boyunca birine yaptığım en büyük kötülük buydu işte…
     
    animecimarslı ve kagura bunu beğendi.
  6. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    Elinize sağlık çalışmayı ana konuya ekliyorum :)
     
  7. Canan Ağluç

    Canan Ağluç Yeni Üye


    Katılım:
    29 Haziran 2015
    İleti:
    61
    Alınan Beğeniler:
    141
    Ödül Puanları:
    135
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Peyzaj mimarı / Akdeniz üniversitesi
    Şehir:
    Antalya
    Hala etkinlik geçerli mi ben de yazımı yazmak istiyorum kafamda tasarladim da bir şeyler ^^
     
  8. maihoshi_

    maihoshi_ Yeni Üye


    Katılım:
    3 Ağustos 2015
    İleti:
    73
    Alınan Beğeniler:
    289
    Ödül Puanları:
    545
    Cinsiyet:
    Bayan
    Etkinlik 19 Eylül'de sona erecek bu yüzden hikayeni yazabilirsin :)
     
    Canan Ağluç bunu beğendi.
  9. Canan Ağluç

    Canan Ağluç Yeni Üye


    Katılım:
    29 Haziran 2015
    İleti:
    61
    Alınan Beğeniler:
    141
    Ödül Puanları:
    135
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Peyzaj mimarı / Akdeniz üniversitesi
    Şehir:
    Antalya
    Bu da benim hikayem umarım olmuştur , yeni bir hikayenin başı tarzında yaptım daha fazla kelime olsa mekanla da ilgili anlatım yapacaktım ama olmadı malesef ^^ umarım beğenirsiniz !!

    İnsanların doyumsuzluğu her şeyin sonunu getiriyordu , kaynaklarımız neredeyse tükemişti. Bunu farkeden gelişmiş ülkelerin başındakiler küçük şeyleri neden göstererek 3. Dünya savaşını başlatmıştı...
    Sonunda çok hayat kaybedilmiş , geride kalmış ülkeler yağmalanmıştı. Beklendiği gibi düzelmesi gereken hayat şartları tam tersine kötüleşti ve azalan insanlık yok olmanın eşiğindeydi.
    Ailesini kaybeden çocuklar köle ve insan tacierine veya daha iyi paraya onları alacak olan örgütlere satılıyordu.
    Ben de o örgüte verilen çocuklardan biriyim . Adımı çoktan unuttum yeni ismim ki o şeye kod deniyor : Karanlık 02 .
    Üzerimde bir çok deney yapılmıştı ; artık boynumun yanında solungaç benzeri bir yapım vardı suyun altında nefes almamı sağlayabilecek . Metabolizmam normal bir insanınkinden 10 kat daha hızlıydı ve benden alınan sağ gözümün yerine geceleri iyi görebilme yeteneği olan yine genetiği değiştirilmiş eskiden bir kaplana ait olan bir göz nakledilmişti. Kendimi bildim bileli bu kapalı cehennemdeydim ve hiç dışarı çıkmamıştım. Gizlice kütüphaneden yürüttüğü bir kitabı bana veren ve ardından iki güne üzerinde uygulanan dozlara dayanamayan biri vardı. Kodunu hatırlamıyorum ama bana kitabı verirken ki gülümsemesini hiç unutmuyorum ,
    " Bir gün bu yerden dışarı çıkacağız ve gerçek Dünya nasıl göreceğiz. Biz de özgür olacağız " demişti...

    Yine bir simülasyonun içerisindeyim , önüme çıkan her canlıyı öldürüyordum olması gerektiği gibi . Vücuduna verilecek o kaç volt olduğunu unuttuğum elektrikse tek bir yanlışımı bekliyordu...
    " Deney 02 acil çıkış emri , simulasyon durduruluyor " diye başlayan bir anons ve siren sesleriyle etrafımdaki herşeyin yıkılışını izlerken uyandım. Gözlerimi açtığımda önünde rahiplerde olan rozetlerden takılı biri bana bakıyordu, " Onu seçiyorum " demişti gözlüklü çenesinde yara izleri olan o kişi. Onlarsa karşı çıkarak ,
    " Ama efendim diğerlerini de bir görün ondan çok daha iyileri var ". Gözlüklü rahip kendinden emin bir şekilde " Hayır. Benim için en uygunu o ! " dedi ve tasmamı çıkardı elini uzatarak " Hadi gel " diyordu .
    Elimi uzatmamla korumalar tarafından elektrik yemem bir oldu , gözlerim yavaşça kapanıyordu...
    Uyandığımda o cehennemde olmadığımı farkettim . Yatağımın karşında kitap okuyan ve benden belki birkaç yaş küçük olan kısa boylu çocuk ,
    " Baba uyanmış !! " diyerek birine seslendi ve yanıma koştu , gülümseyerek başıma elini koydu ve " Hoşgeldin yeni evine , adın ne ? " dedi gülümseyerek elini yavaşça oynatıyordu.

    " Kodum Karanlık 02 ve şu elinle yaptığın şey de ne ? " dediğimde o bana bakıyordu şaşırarak ve bu sefer kahkaha atarak ,
    " Bu elimle yaptığım şeye okşama deniyor senin kafanı okşadım ! Hahaha !! " gülümsemesi nasıl böyle içten olabiliyordu...

    " Demek oğlumla tanışmışsın Karanlık , oğlum Change de seninle yaşıt tabi boyundan belki farketmemiş olabilirsin ve o da benim gibi bir rahip " dediğinde Change bana yaklaşarak. ,
    "Çok yakında ben de babam gibi bir rahip olacağım şu sınavdan bir geçeyim de !! " dedi ve kafasını kaşırken ekledi " Şey.. Bu on ikinci girişim olacak ama bu sefer başaracağım !! "

    " Seni ona yardım etmen için yanımıza aldım Karanlık bana Bay Clive diyebilirsin . Genelde bu sınavlarda rahip adaylarının her birine bazı yer ölçümleri verilir ve oraya gidip bulabilecekleri sağ kalmış kişileri yanlarında getirmeleri söylenir ama maalesef Change yolda yanındaki yardımcısını veya getirmesi gereken kazazedeyi kaybediyor " dedi iç geçirerek.

    "Gideceğimiz yeri kaynağıma girdim baksana ! " dedi elindeki haritayı göstererek. Change " Muhtemelen oraya gidebilmemiz için bir sandala ihtiyacımız olacak sonuçta orası bir yeraltı kuyusu " dedi istemsizce....

    " Orası eskiden bir deniz altı şehriydi... Efsanevi Şehir Liteon " dedi Bay Clive elindeki kitabı gösterirken....
     
    Son düzenleme: 17 Eylül 2015
    kagura, animecimarslı ve maihoshi_ bunu beğendi.
  10. O.T

    O.T Ne yaparsan yap, pişman öleceksin. Dostoyevski.


    Katılım:
    22 Temmuz 2015
    İleti:
    9
    Alınan Beğeniler:
    78
    Ödül Puanları:
    70
    Cinsiyet:
    Erkek
    Cahilim ben! Spoiler içine nasıl alıyoruz yazdıklarımızı?
     
  11. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    önce tüm yazıyı seçin sonra araç çubuğunda Yerleştir butonuna tıklayıp oradan spoiler'ı seçin, bulamazsanız yayınlayın ben spoiler içine alırım.
     
  12. O.T

    O.T Ne yaparsan yap, pişman öleceksin. Dostoyevski.


    Katılım:
    22 Temmuz 2015
    İleti:
    9
    Alınan Beğeniler:
    78
    Ödül Puanları:
    70
    Cinsiyet:
    Erkek
    HAYAL ETMEK GÜZELDİR
    Gri krallığının doğu tarafında Tanrının unuttuğu bir çöplükte tamamen kuruduğu düşünülen bir kuyu vardır. Kuyu girişi bir yetişkinin giremeyeceği kadar küçüktür ama o çöplükte yaşayan bazı insanlar kuyunun dibinde hala su olduğuna inanır. Bu inanç o kadar abartılmış ki 10 yaşındaki küçük bir çocuğu ip aracılığıyla kuyudan sarkıtmaya karar vermişler. Orada hiç küçük bir çocuk yaşamadığından krallığın içinde bulunan bir okuldan küçük Hayriyi kaçırarak kuyudan aşağı sarkıtmışlar.

    Hayri ne olduğunu bile tam anlayamadan kendini kuyunun dibinde bulmuş. Kuyunun dibinde küçük bir sandal ve kırık bir gaz lambası varmış. Hayri sandala binmesi gerektiğini düşünerek sandala binmiş ve kuyunun dibindeki su birikintisini takip etmiş. Az gitmiş uz gitmiş yolun sonunda bir ışık görmüş. Gözleri kamaşmış, açmakta zorlanmış. En nihayetinde gözlerini açtığında karşısında bir ada görmüş. Üzerinde büyük bir kale olan bir ada.

    Hayri kalenin güzelliğine kendini kaptırmışken kuyunun yukarısındaki insanlar aşağıya, kaçırdıkları başka bir çocuğu daha göndermişler. O çocukta aşağıya indiğinde önünde bir sandal ve kırık bir gaz lambası bulmuş. Çocukta Hayri’nin yaptığı gibi sandalı kullanarak yol boyunca ilerlemiş. Kuyunun dışındaki insanlar ikisi dönmedi diye kaçırdıkları başka bir çocuğu daha gönderirler, sonra birtane daha ve bir tane daha. Çocuklara ne olduğunu merak eden insanlardan biri daha fazla dayanamayarak kuyunun girişini kırarak genişletir ve ip yardımıyla aşağıya iner ama aşağıya indiğinde taştan başka bir şey bulamaz.
    Çocuklar gittikleri yerde yetişkinlerden uzak bir ülke kurarlar ve hayallerini gerçekleştirirler. Hayallerin nasıl gerçek olacağını hiçbir zaman anlayamacağız ve bu durum en nefret ettiğimiz durumlardan birine dönüşecek. Yinede hayal etmek güzeldir.
     
    kagura ve maihoshi_ bunu beğendi.
  13. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    Elinize sağlık çalışmalar ana konuya eklenmiştir :)
     
  14. Marionette

    Marionette Exo D.O. Kyung-soo


    Katılım:
    14 Eylül 2015
    İleti:
    42
    Alınan Beğeniler:
    63
    Ödül Puanları:
    70
    Cinsiyet:
    Bayan
    KÖY KUYUSU

    Bir zamanlar dağların ortasında büyük bir göl varmış ve bu gölün üstünde bir krallık varmış. Krallığa gelmenin yolu gizli bir vadiymiş, fazla insan giriş çıkış yapmazmış ama kıyıdada krallığın yanındada ulaşım için sandallar bulunurmuş ama buraya köylülerin girmemesi gerekiyormuş. İnsanlar bir tek tüccarlardan ve pazardan birşeyler satın almak için gidermiş. Ama asıl sorun bu değilmiş. Köyün kuyusundaki su bitiyormş ve köylülerin o dağa girme riski gittikçe büyümüş. Köylülerin o dağa girmemesi gerekiyorumuş çünkü o kralllıkdaki insanlar kendi kendilerine bir sürü makine üretiyorlarmış. Krallıktaki insanların ne yapıp ne edip o köylülerin oraya girmemesi için kuyularının suyla dolmasını sağlamaları gerekiyormuş ama bu imkansız gibi bir şeymiş. En sonunda bir kişinin aklına bir fikir gelmiş gecenin yarısı bütün köy uyuyorken bir sürü kişi köylüler için kuyuyu kazması için aşağı makine göndermişler tabi makinen arkasını hem fazla gitmesin hemde geri çekebilelim diye makineyle uzun bi çukur kazıp makineyi alıp ortadan kaybolmuşlar
     
    kagura bunu beğendi.
  15. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    Elinize sağlık çalışma ana konuya eklenmiştir :)
     
  16. liara

    liara Liara


    Katılım:
    28 Haziran 2015
    İleti:
    3
    Alınan Beğeniler:
    14
    Ödül Puanları:
    10
    Cinsiyet:
    Bayan
    Gruba üye olmak gerekiyor deniyor ama ben nasıl olunacağını anlamadım, umarım yanlış bir şey yapmamışımdır sağlık olsun diyelim buda benden :D

    Dipsiz bir kuyunun içinde düşüyorum, düşüyorum. Ellerimle yosunlara tutunmaya çalıştıkça daha çok düşüyorum, çabaldıkça daha çok düşüyorum. Karanlığa karşı çok güçsüzüm. Çığlıklarla uyandığımda sandal sallandı ve Melissa beni ayağıyla dürttü. "Sakin ol şampiyon" dedi gözünü kaşırken, ardından esnedi. Kan rengi saçlarının kokusunu rüzgar bana itti, su hafif dalgandı, hava fırtınanın habercisi gibiydi. Ufukta hiçbirşey görünmemesine rağmen atlantis gibi saklı bir sığınma noktası olan kuleyi arıyorduk. Biz kaçaktık. Uygarlıktan ve onun kurallarından kaçmış 2 periydik. Karnımınız guruldadı. Bu bizi havadan daha çok endişlendirmişti. "Nelerimiz kaldı?" diye sordum biraz çaresiz bir sesle. Melissa kahverengi torbayı karıştırdı ve "Biraz tuzlu kraker ile meyveler" dedi. "Sonumuz geliyor Aby, açlıktan öleceğiz." Sesi ağlamaklıydı ve onu neşelendirecek hiçbirşeyim yoktu. Sessizce elimizde kalanları yedik ve açık okyanusa yol almaya devam ettik. Işıltılı güneş yavaş yavaş battıkça bizim gücümüz ve umudumuz da onun gibi batıyordu. Melissa bir kedi gibi sandalın diğer ucuna kıvrıldığında bende boynumdaki değerli tılsımı çıkardım. Ya ölecektik ya ölecektik korkmanın sırası değil Aby diye kendimi cesaretlendirdim. Buz mavisi yamuk bir taştı bu. Hiçbirşeyi ve çok şeyi vardı içinde. Derin bir nefes aldım ve annemden bana kalan tek şey olan büyü gücümü kullanarak su tanrıçasına yalvardım. "Yaşamamıza izin ver." Tılsım istikrarla dibe düştü, düştü, düştü aynı rüyamdaki gibiydi. Karanlık birden çöktü, içim titredi ve herşey kayboldu. İçimden "Yolu bulmamıza izin ver!" diye haykırıyordum, ağladığımı o an fark ettim. Meleksi bir ses belirdi. Ama bedeni çirkindi. O kadar çirkindi ki ona bakamıyordum. Bu bir siren olmalıydı. Şarkısına kulaklarımı kapadım, kanlar kulaklarımdan fışkırdı ve ellerime aktı. Ama bunu bir işaret olduğunu biliyordum, çünkü şimdi karanlıktaki o beyaz yolu görebiliyordum. Gerçeklik geri gelirken sağırlığımın bir kısmı geçmişti bile. Şimdi önümüzdeki umuttu. O kaleye gideceğimizin umuduydu. "Teşekkürler Tanrıçam." dedim fısıltıyla.
     
    maihoshi_, animecimarslı ve kagura bunu beğendi.
  17. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    Linkleri görebilmek için Giriş yapmalı veya TRART'a Üye olmalısınız. bu linke tıklayın oradan Yazım Etkinlikleri Grubunu bulup katılın ben çalışmanızı ana konuya ekleyeceğim :)
     
  18. liara

    liara Liara


    Katılım:
    28 Haziran 2015
    İleti:
    3
    Alınan Beğeniler:
    14
    Ödül Puanları:
    10
    Cinsiyet:
    Bayan
    Basitmiş .-. Katıldım teşekkür ederim ^^
     
  19. DarkHall

    DarkHall TRART Yöneticisi Site Yetkilisi


    Katılım:
    13 Haziran 2015
    İleti:
    613
    Kütüphane:
    1
    Alınan Beğeniler:
    557
    Ödül Puanları:
    670
    Cinsiyet:
    Erkek
    Arkadaşlar 1. TRART Yazım Etkinliği bugün sona erdi katılan tüm arkadaşların eline sağlık. Değerlendirmeden sonra yetkililer tarafından en başarılı çalışmayı seçip buradan ve yazım etkinlikleri grubundan duyurusunu yapacağız ve diğer yazım etkinliğine geçeceğiz. Katılan herkese TRART tarafından "5 Ödül Puanı" verilecektir.
     

Bu Sayfayı Paylaş

Top